SELAMUN ALEYKÜM - سلام عليكم لسان علي: Şubat 2009

25.02.2009

penc nâmeha

كملون انصار الي العدن في شهر الشّعبان مسعودً

kemelûne ensârun ila'l adni fiy şehr-iş şe'bani mes'udan

Arapça olan bu cümlenin Türkçesi " yardımcılar şaban ayında mutlu bir şekilde adn cennetine eriştiler " bu cümleyi buraya koymamdaki fazilet nedir diye soracak olursanız, bu cümleyi yazma sebebim içinde barındırdığı şahsiyet-i hamsetun dur. O güzel isimleriyle bu cümleyi hem renklendiren hem de anlamlandıran dostlara selam ve rahmet olsun.

KEMAL
Kemelune = olgunlaştılar, eriştiler, faziletlendiler
Kemal= كمال , kâmillik, olgunluk, bütün güzel sıfatlar, fazilet, değer, sıdk ile yapılan güzel iş

ENSAR
Nasara=yardım etti
Ensar=Nâsır ناصر kelimesinin çoğuludur, yardım edenler demektir. Peygamberimizin Hicreti'nde ona yardım edenler, müdâfi, muhafız vaziyetini alanlar ve Allah'tan ve Peygamber'den yardım ve nusret dileyen sahabe.

ADNAN
Adn= عدنً Cennette bir makam, yedi cennetten biri. Ehl-i Kitab'a göre Eden Bahçesi.

ŞABAN
Şaban= شعبان Arapların kullandığı ay takvimine (kamerî takvim) göre ayların sekizincisi, ayrıca mübarek üç ayların ikincisi.

MESUT
Sea'de= mutlu oldu
Mesut= مسعود Mutlu olmuş, saadetli, bahtiyar, îman ehli

Nasreddin Hoca Fıkrası


İslam'ın Farzları


23.02.2009

Anket Sonucu2

Türkiye'nin en mühim sorunu nedir diye sorduğumuz anketin sonuçları şöyledir:

Ahlâkî Yozlaşma: %81

Toplam Oy: 11

22.02.2009

Endülüs Tarzı


اي بو طوپراقلر ايچون طوپراغه دوشمش عسكر
گوكدن أجداد اينه رك اوپسه او پاق آلني دگر
ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker
gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer

21.02.2009

çevirilerim2


...
olunmuştur ve yirmisekiz kelimetullahı kudret eliyle mektup ve mestur eylemişdir, kitab-ı hûda ve sıfat-ı rahmandır yani Kuranı vech-i Âdem'den binaen ta'lim eyledi, ben dahi huruf-ı müfrit iken cemi'i edip, kelime ve kelam olup ondan ayet olup halka beyan edip zâkir oldular "veş şemsüve'l kameru bihusban" yani şems ile kamer dahi bariyy-i teala fermanına imtisal-i devrederler, insan ayları, yılları bilmek için"ve'n necmü ve şeceru yescüdan" dahi yıldızlar ve ağaçlar insana ... secde ederler ki sâirmahluk ... ... olmuş ve sıfat-ı ahsen-i takvim ile mükerrem olmuş sıffat-ı rahmandır zira secde emrinde meleket ve mevcudat ... secde edip emr-i bariyy-i imtisal için ademe secde ettiler yani bariyy-i tealanın emrine secde ettiler emri emrin aynıdır yani Allah'a secde ettiler ve eğer sual olunsa ki Kuran-ı Kerim yalnız Âdem'i mi beyan eder yoksa Havva'yı dahi beyan eder mi mesela
...

çevirilerim1


...
vakt-i kelâmiyle yani "kün" dedi bu âlem oldu, ba'de Adem'i âlemden peyda eden, birbirine ayna eyledi. Amma çünkim Adem, âlem-i eşyada yani nutfe olmadan ve anakarnından doğmadan mukaddem olan âleme müfredat derler ve Kuranı dahi Cebrail müfrid getirdi derler ve bu rumuz buna işarettir ki 'Âdem'in Anasır-i Erbaa'sı müfredat âleminde terkibe gelip ondan nutfe olup ondan ana rahmine gelip ondan bu âlem bir kitap olup ve gelip beyan oldu. İşte Kuran-ı Kerim dahi Hakk-ı Subhan ve Teala tarafından Cebrail-i Emin harf harf getirip Hazret-i Muhammed aleyhisselam dahi terkibe dizip kelime oldu. Ondan kelam oldu, ondan ayet oldu ve tekmil-i vücud olup ve mana cemi' olup onlardan beyan eylediler. Amma bir gün fahr-i âlem hazretleri Cebrail'den sual eylediki : ya kardeşim cebrail, bu götürdüğün beyanı ve kuranı sana haber vereni görür müsün? Cebrail ... birşeyleri de ardından
...
ba'de: sonra
peyda eden: meydana getiren
mukaddem: evvelki
müfredat: bir bütünü meydana getiren şeylerin her biri
müfrid: tek başına
rumuz: manası gizli olan işaretler
Anasır-i Erbaa: Dört Element
terkibe gelmek: biraraya gelmek
tekmil-i vücud: tastamam
mana cem'i olmak: içyüzü bütünleşmek

Çeşme1


Gâzi Sultan Abdülmecid Han-ı Sâni efendimiz Hazretlerinin
Mücedded ibnâ ve inşâ buyurdukları Hamidiye Çeşmesidir
Sâni : (Arp.) İkinci
Mücedded: (Arp. Kök: Cedid) Yenilenmiş
İbnâ ve İnşâ buyurmak: (Arp.) Bina ve inşaat edilmesini buyurmak

Bir Çanakkale Hatırası


Seddülbahir'de düşmandan zabt ve igtinam ettiğimiz 24 çapında bir top.

igtinam: ganimet olarak

Rika Hat Örneği

" Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım."

Kelime sonu ن lar; س ve ش lar; طا lar ve ڭا nın yazılışlarına dikkat ediniz.

16.02.2009

Anket Sonucu1

Osmanlıca öğrenmenin önemiyle ilgili anketin sonuçları :

%62 = Çok mühim

%11 = Gereksiz

%22 = Yorumum Yok

Oy kullanan 27 kişiye çok teşekkürler. Reylerinde müdavim olmaları arzusuyla Allah'a emanet olun.

12.02.2009

Kamusçuk2

في الحقيقة : Fi'l hakika : Gerçekte

إلي الأبد : İla'l ebed: Sonsuza kadar

بالفعل : Bi'l fiil : Sırf kendisi

بين الملل : Beynelmilel : Uluslararası

علي العادي : Âla'l âde : Olağan

مع هذا : Ma haza : Bununla birlikte

عرض حال : Arzuhal : Dilekçe

ماشاءالله : Allah'ın istediği gibi; Allah korusun

انشاءالله : Allah izin verirse

بيهوده : Beyhûde : Boşa

آب حيات : Âb-ı hayat : Hayat suyu; bengisu

Farsça Ekler

Bi (بي ) : Kelimenin başına gelir. -siz/-sız/-suz/-süz anlamı katar.

چاره : çâre > بيچاره : biçâre (çaresiz)

An (ان ): Kelimenin sonuna gelir. ler/lar anlamı katar.

شاه : şâh > شاهان : şâhân (şahlar)

Der (در ): Kelime başına gelir. -de/-da manasındadır.

دست : dest(el) > دردست : derdest(elde bulunan)
حال : hâl > درحال : derhâl (hemen)

İ (tamlama eki) : Kendinden önce gelen kelimenin sonunda alt esre olarak gösterilir veya hiç gösterilmez.

دولت ِ عثماني : devlet-i osmânî

عالم اسلام : âlem-i islâm

Nerdesin? (Mehmet Akif Ersoy)

Lâ-mekânlarda mısın, nerdesin, ey gâib İlâh?

Dönerim enfüsü, âfâkı ezelden beridir.

Serpilip kubbene donmuş, o ışık damlaları,

Seni, yer yer arayan yaşlarımın izleridir!

لا مكانلرده مسين ، نرده سين ، أي غاءب اله؟

دونرم انفسي ، آفاقي ازلدن بريدر

سرپيلوب قبّه نه طونمش ، او ايشيق طاملالري

سني ، ير ير آرايان ياشلرمڭ ايزلريدر

lâ-mekân = mekansız

gâib İlâh= görünmez tanrı

enfüs=(Çoğul. nefs) Canlar, hayatlar, yaşyanlar

âfak= (Çoğul ufuk) Ufuklar

10.02.2009

Biraz da gülelim

Osmanlı Dönemi'nde bilgisayarlar kullanılsaydı acaba nasıl bir konuşma geçerdi :) Ben bir tane hazırladım:

"Bir gün havadisçide muhabbet ederken perde ül temasada malumat ül kabahat nazar eyledim. Bir deyyüs-ül ekber bir deyyus sevk etmiş. Heman sehp-i saltanata duhül eyleyüb akıncıyı ileri sürdüm. Lâkin akıbet-i zeman-i tahsis âhir olmuş. Sonra elhamdülillah ihya-i tasavvur eyledüm."

Günümüz Türkçesiyle:

"Bir gün messenger'da konuşurken ekranda hata raporu gördüm. Bir hacker bir virüs göndermiş. Hemen denetim masasına gittim anti-virüsü ileri sürdüm. Lakin güncellenmesi son bulmuş. Sonra elhamdülillah format attım"

آلتنجي درس (Altıncı ders)

SAYILAR

Yazıyla Rakamla Okunuş

١ بر bir

٢ أكي iki

٣ أوچ üç

٤ دورت dört

٥ بش beş

٦ آلتي altı

٧ يدي yedi

٨ سكيز sekiz

٩ طوقوز dokuz

١٠ اون on

Havyar(Ömer Seyfettin)


OsmanlıMedeniyeti.com dan alınmış çevirisini kendi yaptığım hikayenin ilk sayfası

Yüksek Ökçeler(Ömer Seyfettin)


OsmanlıMedeniyeti.com adresinden alınmış ve çevirisini kendi yaptığım ilk paragraf.

9.02.2009

بشنجي درس (beşinci ders)

EDATLAR/BAĞLAÇLAR

و

ايله

ده

ايچون

صوڭرا

ايسه

كه

فقط

گرك

ياخود

لاكن

امّا

چونكه

دخي

زياده

كسڭ

يعني

ve, ile, de, içün, sonra, ise, ki, fakat, gerek, yahud, lakin, amma, çünkü, dâhi, ziyade, kesin, yani

Okuması zor sözcükler

Osmanlıca bir eseri okumakta zorlanmamıza sebeb olacak üç çeşit kelime mevcuddur; Eski Türkçe kelimeler, Arapça kelimeler ve Farsça kelimeler. Eski Türkçe'den kastımız günümüzde söylenişi değişmiş kelimelerdir, mesela kılınç>kılıç ; arslan>aslan ; virmek>vermek ; dimek>demek ; yimek>yemek ; beg>bey vb. Arapça ve Farsça kökenli sözcükleri okumak da sıkıntı yaratabilir, bu sıkıntı iki yönden etkiler; birincisi kelimeyi okuma diğeri de kelimeyi yazmadır. Arapça veya Farsça bir kelimeyi okuyabilme şansınız yazabilme şansınızdan daha fazladır, bu yüzden ilki fazla bir sıkıntı yaratmaz. Yazmanın daha zor olmasının sebebi de kelimenin köken bakımından Türkçe mi yoksa Arapça mı olduğunu kestirememekten gelir. Mesela aşk sözcüğü daha önce bu sözcüğü okumamış biri tarafından آشق şeklinde yazılabilir, halbuki bu yazılış yanlıştır her ne kadar aşk diye okunsa da, çünkü bu kelime Arapça olduğundan bu lisandaki yazılış şekliyle yazılır yani عشق diye. Arapça'da, Türkçemizde olmayan yaklaşık 12 ses bulunmakta öte yandan dilimizde yaklaşık 6,000 Arapça kelime bulunmaktadır. Aşağıda dilimizde bulunmayan bu sesler ve dilimizde söyleniş biçimleri verilmiştir.

ث : s (peltek s , ingilizcede "thank")

ح : h (boğaz sıkılarak çıkarılan h)

خ : h (hırıltılı h , almancada "doch")

ذ : z (ince peltek z)

ص : s (sert s)

ض : z/d (arapçaya özgü, arı vızıltısı gibi çıkan ses)

ط : t/d (dil damağa vurularak, ingilizcede "god")

ظ : z (kalın peltek z)

ع : a (boğaz sıkılarak a)

غ : g (peltek r , almancada "reich")

ق : k ( g ye yakın kalın k sesi)

و : v (yuvarlak v sesi, ingilizcede "wow")

Kamusçuk

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki "kamusçuk" diye bir kelime TDK'da mevcut değildir. Tamamen kendi uydurmam olup aslen var olan "kamus" kelimesinden türettiğim sûni bir kelimedir. Kamus; büyük ve kapsamlı bir sözlük demektir. Lisan-ı Âli isimli blogumda zaman zaman "kamusçuk" adlı girdilerim olacaktır. Vesselam...



اراده

برهان


قاطع

امكان

وجود

حقيقتا

ظلّ مطلق

عبارت

دليل

ظن ايد

اثبات

هيهات

طاقم

توبه

بچق

دل

عرصه

irade, burhan , kati(kesin manasında), imkan, vücud, hakikaten (sonu iki esreli), zıll-i mutlak (mutlak gölge), ibaret, delil, zannet, isbat, heyhat, takım, tevbe, buçuk, dil, arsa

دوردنجي درس (dördüncü ders)

EKLER-II

Tamlayan Eki: -ın / -in / -un / -ün

Kelimenin sonuna ڭ (nef) eklemek yeterlidir. Örnekler;

قابونڭ :kapunun

سنڭ :senin

گونشڭ :güneşin

علينڭ :Ali'nin

بونڭ :bunun

Diğer Ekler:

Çoğul Ekleri (ler/lar) ; لر

-di ' li geçmiş zaman (-di/-dı/-du/-dü) ; دي

-miş ' li geçmiş zaman (-miş/-mış/-muş/-müş) ; مش

mi/mı/mu/mü soruları ; مي

gelecek zaman (-ecek/-acak) ; جك / جق

-sınız/-siniz/-sunuz/-sünüz ; سڭز

şimdiki zaman (-yor) ; يور

şart eki (-se/-sa) ; سه

emir eki (-e/-a) ; ه

olumsuzluk eki (-ma/-me) ; ما / مه

-ki eki ; كي

-sın/-sin ; سين

1.02.2009

اوچنجي درس (Üçüncü ders)

EKLER-I

Bu dersimizde bazı eklerin yazılışını göreceğiz. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki Osmanlıca'da ekler sabit bir formda yazılır, yani söyleniş değişse bile yazılış değişmez örneğin "evde" kelimesindeki "de" ile "okulda" kelimesindeki "da" aynı şekilde yazılır. Aşağıda örneklerle daha detaylı öğreneceksiniz inşallah. Ekler konusundan sonra ilerki zamanlarda arapça ve farsça kökenli sözcüklerin yazımını da öğrendikten sonra orta düzeyde ve matbaa harfleriyle Osmanlıca okumaya başlayacaksınız.

Yönelme Eki: -e / -a

Ev+e , okul+a , çarşı+(y)+a vb kelimelerin sonlarındaki ekler için ه (he) harfi kullanılır. Örnekler;

أوه : eve

بزه : bize

نره : nere?

باشه : başa

آدانايه : Adana'ya

Not: "Bana / Sana ve Ona " için "he" harfi yerine "elif" harfi kullanılmıştır.

بڭا : Bana

سڭا : Sana

اوڭا : Ona

Bulunma Eki : -de / -da

-de , -da , -te , -ta için ده (dal+he) harfleri kullanılır. Örnekler;

أوده : Evde

نرده : nerde?

بنده : bende

دنياده : dünyada

عشقده : aşkta

تركده : Türk'te

Belirtme Eki : -i/-ı/-u/-ü

Sadece ي (ye) harfi ile gösterilir. Örnekler;

بني : beni

مكتبي : mektebi

صوڭي : sonu

اوني : onu

گوگي : göğü

Ayrılma Eki: -den / -dan / -ten / -tan

دن (dal+nun) harfleri ile gösterilir. Örnekler;

سندن : senden

يردن :yerden

طوپراقدن : topraktan

آيدن : aydan
 
علي اغور موسي آق